GÖBEKLİ TEPE-4 : GİZEMLİ TAPINAĞIN ŞİFRELERİ

Göbekli Tepe-3 : En Eski ve Gizemli Tapınak yazımda kazı alanı ve T biçimli dikilitaşlar konusunda bilgiler vermeye çalışmıştım.
Bu yazımda ise Göbekli Tepe’nin A, B, C, D, E, F ve Aslanlı Dikilitaş yapılarında bulunan dikilitaşları üzerinde yer alan figürler ve semboller ile heykelleri ele almaya, incelemeye ve şifrelerini çözmeye çalışacağız.
2012-2014 arasındaki dönemde G ve F yapılarında da kazılar başlamış ancak henüz tamamlanmamıştır. Bu yapılardaki kazı sonuçları daha sonra ele alınacaktır.
2007’den, kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği 2014 yılına kadar kazılara başkanlık eden Prof.Dr.Klaus Schmidt’e göre, tüm bölgenin kazılarak ortaya çıkartılması (o zamanki çalışma hızı ile) yaklaşık 50 yıl sürecektir.
Ancak Scmidt’in ölümünden (2014’den) sonra kazı çalışmaları durdurulmuş ve de henüz başlatılmamıştır.

A-F YAPILARINDA YER ALAN FİGÜRLER, SEMBOLLER VE ŞİFRELERİ:

Dikilitaşların üzerinde kimi arkeoloğa göre insan kollarını, kimilerine göre ise töreni icra eden din adamının atkısını betimleyen şekiller vardır. Bu kollar dikilitaşın baş bölümünün bitiminden başlamakta ve gövdeyi dolanarak ön tarafta birleşmektedir. Ön tarafta görünen şekiller ise kimine göre el, kimine göre de püskülleri tasvir etmektedir. Ancak bu şekil dikilitaşların tamamında yoktur.
∝ Ancak “Göbekli Tepe–2 : İnsanlık Tarihini Değiştiren Keşif” adlı yazımda sözünü ettiğim ve Şanlıurfa şehir merkezinde yapılan bir inşaat kazısında bulunan tarihin ilk gerçek boyutlardaki insan heykelinin eli (resimde görüldüğü gibi) bu betimleme ile büyük benzerlik göstermektedir.
Ayrıca bu tam boyuttaki insan heykelinin bir özelliği de ağzının olmamasıdır. Bunu da farklı anlamları içereceğine dair bilim adamlarının görüşleri vardır. Bu konuya sonraki yazılarımda değineceğim.
∝ Yine motifler üzerinden hareket edecek olursak, dikilitaşlarda yılan, yılan ağı ve koç motifleri bir arada kullanılmıştır.
Dikilitaşın üst tarafından görülen ağın bir yılan ağı ya da yılan örgüsüne ait olduğu sanılmaktadır. Altında yer alan dört ayaklı hayvan ise büyük ihtimalle bir “koç”tur. Koç motifinin MÖ 2.bindeki Hitit yazılı kaynaklarındaki “her şeyin suçlusu (günah keçisi)” olabileceği değerlendirilmektedir.
O zaman bu dikilitaşta, her insan için korkutucu olan “yılan ağı”nın “kötülük”, “koç”un ise “her şeyin suçlusu” anlamında bir dinsel tören tasviri olduğunu iddia edebiliriz.
∝ Şimdiye kadar ortaya çıkartılan 43 adet dikilitaştaki tüm şekiller “erkek”tir. Dişi veya “kadın”ı betimleyen resimler ve kilden yapılmış figürler yoktur.

Oysaki ilk neolitik yerleşimlerde bu hususlara bolca rastlanmaktadır. Bu husus da Göbekli Tepe’nin bir yerleşim yeri değil kült merkezi olma düşüncesini kuvvetlendirmektedir.
Özellikle dikkat çeken bir figür ise “turna”dır. Turna su kuşudur ve Fırat-Dicle vadisinde sıklıkla bulunur. Antik Dönem’de bereket tanrıçası Demeter’in kutsal hayvanıdır ve ortaya çıkması (göç ederek gelmesi) yeşermenin ve tohum atmanın zamanı geldiğini gösterir. numaralı dikilitaştaki turna şekilleri incelendiğinde, kuşun bacaklarının anatomik olarak imkansız, garip bir şekilde bükülmüş olduğu görülür.

Belki de bu turna değil turna kıyafeti giymiş ve dans eden bir insan (şaman)dır.
Turnalar avına sessizce ve yavaş yavaş adeta dans ederek yaklaşır. İnsanoğlu bu danstan etkilenmiş ve taklit etmeye başlamış olabilir. Çatalhöyük’de buna benzer bir turna kostümü parçası olduğu tespit edilen kanatlar bulunmuştur.

Turnalar tek eşli olarak yaşarlar ve birlikte dans ederler. Buradan “tek eşli yaşam”ın Göbekli Tepe’de başlamış olabileceği sonucunu çıkaran arkeologlar mevcuttur. Bu konuya da ileride değineceğim.
Başka bir dikilitaşta da “insan dizlerine” sahip başka turna kabartmaları bulunmuştur. Tabii bu hususun Şamanizm ile ilişkisini de göz önünde bulundurmak gerektir.
∝ Bunların dışında, insan başı taşıyan hayvan heykelleri de bulunmuştur.Bu buluntuları, Göbekli Tepe’de ölümle ilgili hususların ön plana çıkartıldığı şeklinde yorumlayabiliriz. ∝ Ayrıca Göbekli Tepe’de kireç taşından yapılma büyük bir halka bulunmuştur. Ancak bugüne kadar ne olduğu konusunda bir bilgiye ulaşılamadığı gibi, bu bilgiyi tamamlayacak bir buluntuya da ulaşılamamıştır. Güneş veya ay olabileceğine dair görüşler bulunmaktadır.
Kilden figürler ve dişi nesnelerin geniş anlamda bereket sembolü ve bunun tutarlı bir sonucu olarak “yaşam” olarak betimlendiği ve neolitik çağ ve sonrasında sıklıkla görüldüğünü dikkate alırsak, bunların Göbekli Tepe’de bulunmaması, “yaşam”ın temel karşıtlığı olan “ölüm”ü çağrıştırmaktadır.
∝ Boğa, tilki, ya da yılan sembolleri tehlikeleri “kovucu bekçi” sembolleri olarak da kabul edilebilir. Bu durumda Göbekli Tepe bir “Ölü Kültü Anıtları Alanı” olabilir.

∝ Göbekli Tepe’de karşılaştığımız figürlerden birisi de “H sembolü“dür. Bu sembolün 90˚ döndürülmüş versiyonlarına da sütunlarda yer verilmiştir. Bu iki şekil de her zaman yılan ve yılan gruplarıyla birlikte kullanılmıştır.
Ayrıca döndürülmüş H sembolü içine sıkıştırılmış iki adet 12 cm. uzunluğunda oldukça küçük, minyatür benzeri, sağa doğru bakan hayvan figürü tespit edilmiştir. Bu sembollerin anlamı henüz tespit edilememiştir. Ancak benim de benimsediğim ve bir kısım bilim insanlarının çözüm yaklaşımını  gelecek yazılarımda ele alacağım.
∝ Göbekli Tepe’de bulunan en önemli figürlerden birisi belki de bize şifreleri çözme yolunda aydınlatıcı olarak kabartma, köylülerin tarım yaparken buldukları ve müzeye teslim ettikleri bir “ejderha veya timsah” kabartmasıdır.
Çünkü arkeozoolojik bilgilere göre Fırat ve Dicle bölgesinde tarih boyunca hiçbir zaman ne ejderha ne de timsah benzeri bir hayvan yaşamamıştır. O zaman bu simge nereden gelmiştir?
∝ Göbekli Tepe’de dikkati çeken bir başka sembol de Güneş ve/veya Ay’a benzeyen bir simgedir. Klaus Schmidt’e göre “daire ve yarımay sembolünde doğal olarak Güneş ve Ay yorumu ağırlık kazanmaktadır”. Bu sembolü yukarıda açıkladığım büyük taş halka ile beraber değerlendirirsek bizi “Güneş ve Ay Kuramı”na götüreceği kuvvetle ihtimaldir.

∝ Dikilitaşlarda yer alan figürlere göre;
* A yapısı, yılan dikili taş yapısı,
* B yapısı, tilki dikilitaş yapısı,
* C yapısı (en çok tahrip edilmiş yapı) erkek yaban domuzu evi,
* D yapısı (en iyi korunmuş yapı), taş çağı hayvanat bahçesi olarak adlandırılabilir. D yapısında çok sayıda hayvan türü değil, daha çok grup halinde betimlenmiş sahneler söz konusudur.
Hayvanların arama düzeninde yani bir tür rozet konumunda keyfi bir av hayvanı sıralaması olduğu söylenemez.
∝ Genel olarak söylenilebilecek özellikler, tüm kabartma ve kazımalardaki hayvanların erkek ve kuş dışında kalanların yırtıcı hayvan olduklarıdır ve “tehlikeli görüntü verenler” grubuna dahildirler.
∝ C yapısının girişi olarak kabul edilen iki kolonun üstünde saldırmaya hazır aslan heykelleri vardır (sadece bir tanesi bulunabilmiştir) ve buraya “aslanlı kapı” adı verilmiştir.

∝ 20 numaralı dikilitaşta yılan, tilki ve boğa betimlemesi birlikte bulunmaktadır. Boğa’nın ayaklarına bakıldığında, boğanın yılan ile olan kavgasında, boğanın yenildiğinin betimlendiği açıktır. Bu betimlemede de mutlaka bize bırakılmış ve fakat henüz çözülememiş bir mesaj bulunmaktadır.
∝ Göbekli Tepe’de sadece bir dikilitaş üzerinde iki defa örümcek kabartması bulunmuştur. Göbekli Tepe dışında, karşılaştırma yapılabilecek örümcek betimlemelerine (aynı zamanda böcek betimlemelerine) başka hiçbir buluntu yerinde rastlanmamıştır. Göbekli Tepe’den sonra ilk olarak Çanak Çömlekli Neolitik Çağ’a (MÖ 6.800-6.000) ait bir yerleşmede baskı mühür içinde görülmektedir. O halde örümceklerin Göbekli tepe kabartmaları içinde bulunmasının anlamı nedir? 

∝ 
Göbekli Tepe’de en çok rastlanılan figür yılanlara aittir. Yılan taşıyan bir baş heykeli Nevali Çori’de bulunmuştur. Resim itibarı ile zehirli engerek yılanına benzemektedir. İnsan başı ile birlikte düşünüldüğünde “yılan taşıyan güçlü koruyucu” olarak anlaşılabilir.

Bu yılanlı insan başının, Göbekli Tepe’deki dini ritüelleri yöneten şamanlardan birisine ait olduğu ileri sürülmektedir.

∝ 
Göbekli Tepe buluntuları arasında yılandan sonra en çok kabartma “tilki”ye aittir. Göbekli tepe faunasında çakal ve kurttan farklı olarak ele geçen hayvan kemiklerinde yoğun olarak rastlanmıştır.
Tilki Yakın Doğu’da ikonografik açıdan çok önemli olmasa da, Sümer ve Babil hikayelerinde tinsel bir dünyaya ait olduğu görülür. Buradan hareketle tilkinin Göbekli Tepe ile derin bir tinsel bağlantısının olduğu söylenebilir.

∝ 33 numaralı dikilitaştaki şekillerin Eski Mısır hiyeroglifleri ile benzerliği şaşırtıcıdır.
Hiyeroglif Mısır’ın yüksek kültüre dönüşümünün asıl temelini oluşturmuştur. Buradaki işaretler aceleyle bir kaya duvarına kazılmış ya da çay taşlarına boyanmış işaretler değildir. Öyle bir tarzda yan yana dizilmişlerdir ki, büyük olasılıkla bu, işaret sıralamasına ait mantıklı bir ilişkiyi gösterir.

∝ Üzerinde durulması gereken bir diğer bölge de “Aslanlı Dikili Taş Yapısı”dır. Bu yapının içinde T biçimli dikilitaş yoktur.
Aslanlı kapı yapısındaki taşlardan birisinin yüzeyinde ise kazı bezekle yapılmış bir kadın çizimi bulunmaktadır. Kadının el, ayak, sarkan göğüsleri ve cinsel organı açıkça görülmektedir.

Bu betimlemenin bir doğumdan çok bir cinsel ilişkiye hazırlık safhasını gösterdiği düşünülmektedir. Bu kadın betimlemesinin Ön Asya Neolitiğinde bir benzeri daha bulunamamıştır.
Kazı Başkanı Alman Prof.Klaus Schmidt’e göre;
* Bu betimlemeyi Göbekli Tepe’nin ölü kültü ile bir arada ele aldığımızda, MÖ 10. ve 9.binde yaşayan avcılar, sanki bir parçası kırılmakta olan geleceğin öncüleri gibidir.
* Kadın betimlemesi de Neolitik Devrimi bir başka açıdan dile getiren bir protestodur. Göbekli Tepe avcıları aydınlık bir geleceğe doğru çıkmak yerine uçurumun dibinde, kendi büyük zamanlarının dibinde durmaktadır.

ÖZETLEMEK GEREKİRSE;
* Göbekli Tepe T dikilitaşlarında gördüklerimizde öncelikli bir soyut sembol söz konusudur; H biçimli işaretler ve 90˚ çevrilmiş versiyonları, daire, yatay ve dikey konumdaki yarım ay, yatay şeritler, boğa ya da koç başı, yılan ve yılan yumağı, Asya eşeği, ceylan, tilki, koyun ya da keçi, sürüngen olarak tanımlanabilecek dört ayaklılar, böcekler ve örümcekler görülmektedir.

SONUÇ OLARAK :
* Bu kazıma, kabartma ve heykelleri yapan insanlar bu yetenekleri nerede kazanmıştır?
* Günümüzden yaklaşık 12.000 yıl önce, bu kadar ustalık gerektiren düzeyde bir sanata, basit avcı-toplayıcıların ulaşması mümkün müdür?
* Bu figür ve semboller burada mı gelişmiştir yoksa daha önce var olan bir kültürden mi gelmektedir?
Bu figürler ve semboller bize neyi anlatmaktadır?
* Dikilitaşlardaki (yukarıdan aşağıya) figürlerin/sembollerin sıralamaları bir söz dizisini mi ifade etmektedir?
* En eski ve gizemli tapınağın Şamanizm ile ilgisi var mıdır?
* Göbekli Tepe bir tapınak mıdır, şaman merkezi midir, şamanların eğitim merkezi midir, astronomik konuların incelendiği bir gözlemevi midir?
Bu soruların cevaplarını da sonraki yazılarımda ele almaya çalışacağım.
Sevgiyle kalın.

“GÖBEKLİ TEPE-4 : GİZEMLİ TAPINAĞIN ŞİFRELERİ” üzerine 19 yorum

  1. Kenan bey merhaba ;
    Göbeklitepeden esinlendiğimiz bir heykel sergisi için seçtiğim timsah figürü için sayfanızdan yardım aldım bu güzel yazınız için çok teşekkürler
    Dikkatimi çeken insan figüründe ağız bile yokken hayvan figürlerinin ağzının açık olması ilginç geldi ve paylaşmak istedim.
    Tekrar bilgilendirmeleriniz için teşekkür ederim, emeğinize sağlık
    jale

    1. Merhaba Jale Hanım.
      İlginiz için teşekkür ederim. Umarım serginiz güzel ve başarılı geçer. Yazılı bir açıklama yapacak iseniz, orada adımın geçmesinden mutlu olacağımı ifade etmek isterim.
      Ayrıca hem yazımda hem de “Her Yönü İle Göbekli Tepe” isimli kitabımda “Urfa adamı” adı verilen heykelin ağzının neden olmadığını açıklamaya çalıştım.

    2. Kenan bey merhaba.Yazınızı okudum ve çok beğendim. Ben hep Göbeklitepe hakkındaki şeyleri merak etmişimdir. Küçüklüğümden beri Göbeklitepe hakkındaki şeyleri hep araştırdım ve yazınız bana ilham verdi. Göbeklitepe hakkındaki gerçekleri sizin sayenizde öğrendim.Göbeklitepe hakkındaki yazınız için teşekkür ederim 😊

  2. Sayın Kenan Yelken,
    Göbeklitepe ile ilgili yorumlarınızı ilgiyle okudum. Ancak artık sembollere daha farklı anlamlar yükleyebilmek için son “göksel kaynaklı” bilgilere ihtiyaç olduğunu düşünmekteyim. Yani bunlar dünlerin dinler ve felsefi yakıştırmalarından farklı anlamlar taşımaktadırlar.
    İnsanlığa bu bilgiler direk “Tanrısal kaynaklı, bu kere direkt aracısız (yani peygamberler olamdan) “Allah Boyutundan” 35 yıl kadar önce açık olarak verilmiştir.
    Hatırlanacağı üzere “din programlarına” Kuran ile son nokta konularak, bu boyuttan başkaca bilgiler gönderilmeyeceği ifade edilmiştir.
    O nedenle bu bilgiler, “dinler sonrası yani 19.cu boyut bilgileri” olup, ibadet, doğma, tapınma gibi metinler içermeyen, allah’ın “Teknolojik Boyut” bilgileri olarak tanımlanmaktadır.
    Yani özetle bu bilgiler, dinler sonrası birbiri uzağına düşen insanlığı, hakikati anlatarak yenidenbir araya getirmek amaçlı gönderilmiş bilgilerdir.
    Konuya böyle bakıldığında, Göbeklitepe ve içerdiği yoğun sembolizmaya ortaya bu güne kadar konulanlarda çok farklı anlamlar yükleyebilmek mümkün görünmektedir.
    Bu konu eğer bu yönleri ile ilginizi çeker ise, paylaşabilir ve yeni kapılar açabiliriz.
    Ancak önemlisi, halen bahsi geçen bu bilgilerin, belli bilince ulaşmamış insanlarında bulunduğu açık ortamlarda yani intrnet ve yazılı-görsel basında paylaşılması uygun göürmemektedir.
    Bu nedenle paylaşımların özel sohpetlerle yapılabilmesi mümkün görülmektedir.
    Bilgilerinizi rica ederim.
    Doş. Dr. Ahmet Kurtaran (diş hekimi-müzisyen)

    1. Merhaba Ahmet Bey
      Yazıma gösterdiğiniz ilgi ve açıklamalarınız için teşekkür ediyorum.
      Yazılarımda ve kitabımda da belirttiğim gibi, Göbekli Tepe bölgesinde henüz veya resmi açıklama olarak “yazılı” diyebileceğimiz bir tablet bulunamadığı. Bu nedenle yapılan açıklamalar, kişilerin araştırma sonuçlarına veya inançlarına dayalı yorumlar şeklinde oluyor. Bu nedenle ben, herkesin bildiği veya inandığı şekilde bu yapıları ve figürleri, tezlerini kanıtlayan hususlarla ortaya koyarak yorumlamaları gerektiğini düşünüyorum. Siz de, yukarıda belirtiğiniz hususlar kapsamında yazmalısınız. Eğer genel okuyucu kitlesi ile paylaşmayı uygun görmezseniz ve/fakat bana gönderirseniz incelemek isterim.

    2. Yazıpta açıklayamadığınızı, sadece, her şey Nibiru gezegeninden Anunakiler ile başladı demek zor mu?

  3. Merhaba kenan bey yazılarınız dikkat çekici, bende yorum yapma gereği duydum, bilmiyorum dikkatinizi çekti mi ama kuran ayetlerine istinaden insanların yüzleri sanki cehennem azabını çekmiş yüzler gibi, burunları yüzleri yanık ve engelli gibi, eksik gibi parçaları, ayrıca yılan günümüzde sağlık ve bilin ötesi hayatı anlatır,yılan şeytanın hz havvayı kandırmak için büründüğü halidir, belki de bu yüzden kadınlar yok bu sembollerde yılan kadını temsil ediyordur belki, zira başka bir dikilitaşta kadın eciş bücüş çizilmiş diğer tüm varlıklar ayrıntılı ve nerdeyse aynı haliyle çizilmesine rağmen, kadın ve erkek mevzusuna yoğunlaşılması gerektiği kanatindeyim, ayrıca bu dönemde büyük hayvanları hayal ediyordum ben hep ama nerdeyse hep doğada küçük hayvanlar çizilmiş acaba yaşadıkları yer yerin üstü değilde altı mıydı dışarıda farklı bir şeyler vardı da hep içeridemiydiler ? Bu yüzden mi acaba en çok yılanlar çizilmiş ?toprağın içinden en bildiğimiz sürüngendir yılan,

  4. Ay ve yıldız olarak görülen semboller ve H harfi plütonun simgesidir Plüton ölümün ve yeniden doğuşun gezegenidir. Zorunlu değişimleri ve yeni başlangıçları sembolize eder .Sembol Ölümden dirilen biri gibi görünür . Teknik olarak ebedi hayat için ödenen bedeli sembolize eder. Ayrıca kadehe de benzetilebilir . Ölümsüzlük ve yeniden doğumun sembolüdür .

  5. kenan bey iyi günler
    öncelikle yazınızı çok beğendim bu anlatımdan daha net bir anlatım bulamadım
    bunun için sizs teşekkür ederim
    hocam konuma gelicek olursam gördüğüm resimlerden ben şunu çıkarttım bu tapınakta olabilir bir okulda olabilir peki bunu nasıl çıkarttım : son attığınız kadın heykeli mesela cinsel ilişkiye hazırlık diyosunuz evet öyle gözüküyor benim çıkarım şu o dönemler eğitim odönemin insanlarına anlatılan bir eğitim olabilir merkezi olabilir nasıl avlanılır hangi hayvanlar avlanılır onları öğrendiklerine inanıyorum

    2.tercih olarak ise şunu düşünüyorum
    bu bir tapınak bir peygamber tarafından kuruldu haram hayvanlar yenilebilecek ve yenilemeyecek hayvanlar kısacası sınıflandırılma
    ve o kadın resmi yine biz insanların nasıl törediğimizi öğretildiklerini düşünüyorum bu tapınağı kuran bır peygabmer olmaya bilir ama önceden bilinçlendirilmiş bir insan olduğunu düşünüyorum

  6. Merhaba, öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.
    Bir tık dikkatimi çeken oldu ki ; Bahsetmiş olduğunuz ‘ H ‘ harfi 90 derecelik döndürülmüş versiyonlarla sütunlarla yer veriliyorsa aslında bir Turna kuşu olmaz mı ? Turna kuşunu hangi açılarla gördüklerini temsil ediyor olabilir.
    Dikkatinizi çekmenizi isterim ki, dik durmuş bir Turna kuşu H harfi olabiliyor.

  7. Çok ama çok benzettiğim bir durum var…..Adige(Çerkes)ler 19.yya kadar pagan ayinleri düzenlemiş hristiyan ve müslüman oldukları halde pagan öğretileri yaşantılarında hep çok etkili olmuştur ve kafkasyada 19.yy (büyük çerkes soykırımı) a kadar meşe ağacının altında dikili T şeklinde taş etrafında kurbanlar edilip ziyafetle dans edilmekteydi şimdi de bu pagan geleneği tekrar yaşatılmaya çalışıldığı için Kafkasya’da bazı kesimlerce T dikili taş etrafında çeşitli etkinlikler yapılıyor bu benzerlik benim dikkatimi çok çekti çünkü Çerkesler dilleri çok izole olmuş bir millet ve tarihin izlerini bulmaya çalışan etimologların dikkatini çekmiştir hep Adige boyu olan ve dili ölen ubıhlarda(83 ses vardı) Kabardey boyunda (60 a yakın) Hattilerin dilinin çözümlenmesinde Adige-Abhaz dillerinden yararlanıldığını biliyoruz keza en basit örnek en büyük tanrı olan Thaşub adı şu an çerkeslerce kullanıyor ve bire bir tercümesi mevcut Tha çerkesçe tanrı şu(b) büyük yani büyük tanrı keza Hepat ismi çerkes hikayelerinde çokça geçen bir addır ben açıkçası bir bağlantı olabileceğini düşünüyorum ilginizi çekeceğini düşündüm..

  8. Haydi biraz zihinlerimizi çalıştıralım!
    Aslında şunu sormak lazım; Neden Herr. Schmidt 21 futbol sahası büyüklüğünde bir yerin kazılması gerektiğini söylerken şu anda 12 futbol sahası büyüklüğünde bir yer çalıma dahilinde…
    Ya da Herr.Schmidt bir takım şeyleri Göbeklitepe’de sorgularken; insanoğlunun hiçbir zaman mağarada başlayan bir yaşamı mı olmadığı ortaya çıktı.Bir başka düşünce 12.500 yıl ve daha öncesi de var demek ki!
    İnsanlık tarihi bildiğimiz tarih olmayabilir mi? Demek ki, din ya da tarım birleştirici unsur değil? Bu da birilerini rahatsız mı etti acaba! EZBER bozuldu!
    Daha önce biz bu kazıdan çekiliyoruz diyen İtalyanlar neden şimdi herşeyi kontrol eder oldular? Almanlar peki neden çekildi?
    Yılda 200 gün süren kazı çalışmaları neden 90 güne indirildi? İnsanlık tarihini değiştiren keşif acaba birilerini mi rahatsız etti? GAP PROJESİ ile ilintili durum neden göz arda ediliyor? Suyun yön akış derecesi 10 iken sonrası 12 yapılıyor?
    Birileri bazı kültürel zenginlikler açığa çıkmasın mı diyor?
    UNESCO apar topar devreye giriyor ve dünya kültür mirası diyor! Ve sen projede yoksun artık! Kararı senin olmadığın 24 ülke veriyor!
    Bunları hiç düşünmeyelim ; sadece tarihin en eski tapınağı diyelim ve geçelim
    Efendiler! Eisberg’i bir bütün olarak görelim; neden katmanlardan oluşsun ki bu yapı, sadece tarihte dönem içerisinde önemini yitirip üstü kapatılmış.
    Acaba üst üste katmanlardan oluştuğu söylenerek tarihin sıfır noktası olmaktan mı çıkarılmak istenmekte…..
    EVET , Lütfen uyanık olalım ve herşeye PANAROMİK bakalım sağlıcakla kalın….

    1. Yazılarımın hepsini okursanız bütünleşik bir yapıda değerlendirme olanağınız olabilir diye düşünüyorum ve o zaman aynı düşüncede olduğumuzu göreceksiniz.
      Kitaplarımı okursanız veya bir fırsat ile konferanslarımdan birisine katılırsanız da bu konuda detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.
      İlginiz için teşekkür ediyorum.

  9. Yılan olarak gördüğünüz motifi günümüzde temsili sperm görseline benzettim ilk bakışta. Bu şekilde değerlendirdiniz mi acaba başka bir görselde sexi çağrıştıran bir kadın çizimi var sonuçta

  10. Öncelikle yazınızı ilgiyle okudum emeğinize sağlık… Figürlerle ilgili nacizane bazı fikirlerimi paylaşmak istiyorum bende …. Henüz çok dar bir alan incelendi daha fazla şey söylemek için daha fazla verinin elimizde olması lazım … Bana göre insanlığın ilk yerleşkesi anadoludur … Bu nedenle bazı soruların cevaplanması zaman alacak.

    Cinsel içerikli kadın figürü diye yorumlanan şekil bence doğum yapan bir kadını simgeliyor… Açık esgal bebek ayağı o …

    Bence o topluluk için önemli bir doğumun göstergesi… ileri yaşta bir kadın olağan üstü sayılabilecek bir doğum yaptı . Ya kadın o topluluk için önemliydi … çünkü şu ana kadar yapılan kazılarda kadın figürü aleni bulunamamıştır. Bir hayvana benzerilmemis direk çizilmiş.

    Yada kadın o topluluk için önemli birini dünyaya getirdi….

    Hayvan figürleri ise topluluğun o gün şartlarında toplulukları simgeliyor diye düşünüyorum… Günümüzde bayrak dediğimiz şey …

    Benim kişisel fikirlerim tabiki bunlar konuda uzman sayılmam…

  11. Büyük Halka şeklinin içinde de sanki daha önceden başka birşey varmış gibi.. ışığı yansıtan Değerli bir taş olabilir , bazı dönemler güneş veya ay ışığının yansıtılması için büyük boyutlara değerli taşlar tercih edilmiş … Gözü nitelendirebilecek girintileri var taşın… Bu da nacizane fikrim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir