TENGRİCİLİK NEDİR, NE DEĞİLDİR ?

Merhabalar,
Tengricilik konusunda bugüne kadar yapmaya çalıştığım açıklamalardan sonra bugünkü konumuz işin en önemli kısmı 🙂
Bakalım biz Türklerin ilk ve gerçek inancı olan Tengricilik hakkında neler biliyoruz ve/veya öğreneceğiz..
TENGRİCİLİK NEDİR, NE DEĞİLDİR?:
Tengricilik en eski olandan hala bize gelen sestir.
⊗ Türk toplumunun hayatını, görünen/görünmeyen ama varlığını hissettiğini ve etrafında olup biten her şeyi nasıl anlamlandırdığını gösteren bir kılavuzdur.
⊗ Türk ulusunun kendi ördüğü “semboller ve anlamlar aşı”dır.

⊗ Tengricilik “eşitler arası eşitlik” prensibini vurgular. Kişi, kulluk psikolojisinden kurtulursa ve bunu zihninden atarsa yani eşitler arasındaki eşitlik prensibine göre yaşarsa, Tanrı’ya ulaşır.
⊗ Tengri Dini’nin yarattığı insan hür, eşit ve muktedirdir. Tanrı’nın yarattığı insan, Gök Baba’nın ve Toprak Ana’nın oğlu ve kızı olarak onların kulu değil göz bebeğidir. Tüm diğer varlıklar gibi kendisini Tengri’nin yarattığına inanır, her varlık ile kendini eşit görür, onları sever, sayar. Hiçbir dini ve ulusu aşağı görmez.
⊗ Tengricilik’te kadın-erkek, hayvan-insan, bitki-toprak.. her varlık eşittir. Çünkü Tengri her varlığın içindedir.
⊗ Gök Tanrı insanları kendi suretinde yaratmıştır. Bu nedenle insan Tengri’nin bir parçasıdır ve O’nun suretidir.
* Kendi iyilik ve kötülük algısına göre adaletli olmaya gayret etmekten ve insanlarla ilişkisini en üst seviyede tutmaktan sorumludur.

* Bundan dolayı iyi ve kötüyü seçme yetisine sahip olan insanda sorumluluk duygusu gelişir. Sorumluluk sahibi olmak insan olmanın gereğidir.
⊗ Tengri sonsuzluğu simgeler. Doğa ile birliktedir. Maddeden kopuk değildir ve her varlıkta kendini gösterir.
⊗ Tengri hayvanlar, bitkiler ve insanlar arası ilişkilere karışmaz. Doğadaki bütün varlıkların bir ruhu vardır.
⊗ Tengricilik’te insan doğanın hükümdarı değil, bir parçasıdır. Doğa ile etkileşime girdiğimizde dikkat etmemiz gereken şey ona saygı göstermektir. Doğanın ruhlarına saygımızı yitirdiğimizde insanlığımızın çöküşüne zemin hazırlamış oluruz.
⊗ Tengri toplumsal düzeni ve insan yaşamını belirleyici kurallar koymaz. Toplum düzenini sağlamak Tengri’nin değil bizzat toplumun görev ve sorumluluğundadır.
* İnsan kendine verilmiş olan “aklı” kullanarak ve “doğaya karşı” olan sorumluluğunu üstlenerek yanlış olanları yalnızca iyi niyetle düzeltme yoluna gider.

* Burada parantez açarak söylemek gerekir ki; insanın duyguları üzerine inşa edilen, onu doğanın üstünde konumlandıran ve omuzlarına kaldıramayacağı yükler koyan Semitik dinler, insanlar arasında çatışmaları ve nefreti de körüklemişlerdir.
⊗ Tengri özel olarak kimse ile konuşmaz ve kimseye vahiy yolu ile bir şey göndermemiştir. Çünkü Tengricilik’te herkes eşittir. Tengri, bir kimseye, diğer insanlardan üstün olacağı anlamına gelen özel bir statü vermez. Tengri, diğer evlatlarının duymayacağı şeyleri asla başka bir evladının kulağına söylememiştir.
⊗ Tengricilik’te insan ile Tanrı arasına kimse girmez; peygamber, kutsal kitap, ruhban sınıfı ve din adamları gibi ara kademeler yoktur.
⊗ Tengricilik’in kutsal kitabı “yaşam”ın bizzat kendisidir. Güncellenmeyen, gelişmeyen, değişmeyen kalıp sözlerden oluşmaz, sorgulamaya her zaman açıktır. Çünkü bundan bir endişe duymaz.
⊗ Her birey Tengri Dini’ni, doğrudan ve sadece Tengri’den (yani doğadan) öğrenir. Herkes kendi yaşantısı ile kendi gücünün farkına varır ve kendisini keşfeder. Yani Tengricilik özgürlükçüdür, din adamlarından veya hocalardan değil doğrudan doğadan öğrenilir.
TENGRİCİLİK ŞAMANİZM’E KARŞI adlı yazımda değindiğim gibi, Kamlar dini bilgiyi aktaran kişi değil, sadece olağanüstü durumlarda kendilerine başvurulan kişilerdir.
⊗ Tengri için ibadet edilmez. Çünkü Tengri yarattığı insanın kendisine “kul” olmasını ve kendisini yüceltmesini istemez. Çünkü Tanrı’nın böyle bir şeye ihtiyacı yoktur yani kibirli değildir. O sonsuz olandır.
 ⊗ Tengri adına kurban kesilmez. Çünkü Tengri kimseye herhangi bir şey için vaatte bulunmaz, bir şey karşılığında iyilik yapmaz.
* Tengri’ye kurban verilmesi ve öldükten sonra da bu kurbanın sırtına binerek Sırat Köprüsü’nden geçilmesi gibi bir pazarlık yoktur Tengri ile yarattığı insan arasında.
* Kurban sadece saygı amacı ile iyelere ve atalara sunulur. Kurban da kanlı ve kansız olmak üzere iki türlüdür. Kanlı kurbanlar iyelere çok özel günlerde ve belli periyotlarla yapılan törenle sunulur. Genellikle kansız kurbanlar (yemek, süt, içki vb.) saçı yapılarak sunulur.
* Çünkü Tengri tarafından yaratılmış hayvanlar da kutsal varlıklardır. Öldürülmelerinin çok geçerli bir nedeni olmalı ve bu, onların bedenini ve ruhunu acıtmayacak şekilde yapılmalıdır. 
⊗ Tengri yasaklayıcı veya cezalandırıcı değildir. Tengricilik’te insanları bu dünyada baskı altında tutan “ahiret” inancı, ödüllendirici “cennet”, cezalandırıcı “cehennem” gibi tanımlamalar ve bunlardan kaynaklanan tehditler ve korkular yoktur.
* Dünyada sağlanamayan adaletin öldükten sonra Tanrı tarafından sağlanacağı düşüncesi, insanların kendilerine verilmiş olan yaşam hakkının kullanılmaması yani Tanrı tarafından yaratılma amaçlarının gerçekleştirilmemesi, Tanrı’nın bu isteğine karşı gelmek demek değil midir?
* Ayrıca olay, iyilerin ödüllendirilmesi ve kötülerin cezalandırılması boyutuna çekilirse, insanlar da bu inanç doğrultusunda kendilerinde Tanrı’ya karşı bir sorumluluk hissederek bu dünyada bir ceza sistemi geliştirebilir ve bunu Tanrı adına kullanabilirler.. ki insanlık tarihi bunun örnekleri ile doludur.
⊗ Tengri Dininde cami, kilise, sinagog gibi insan yapımı ibadethaneler yoktur. Tüm doğa açık bir ibadethanedir. İnananlar kutsal varlıklara (dağ, ırmak, ağaç, hayvan vb.) şükranlarını sunarlar. Törenler doğada açık alanlarda yapılır. Çünkü ruhların (enerjinin) beşiği doğadır.
⊗ Tengri adına savaş yapılmaz. Çünkü her varlığı eşit gören ve tebliğci olmayan bir dinin yaratıcısı olan Tengri, insanlardan asla böyle bir şey istemez. Tengri’nin, yarattığı dini insanların korumasına ihtiyacı yoktur.
⊗ Tengri Dini “tebliğci” değildir. Yani kendisinin diğer dinlerden iyi veya üstün olduğunu iddia etmez ve insanları kendi dinine davet etmez.
⊗ Tengri’yi inkar etmek günah değildir. Çünkü Tengri bununla ilgilenmez, kimseye Tengri’ye inanmadığı için zulüm veya işkence edilmez. İsteyen inanır istemeyen inanmaz. Tengri’nin, kendisine inananların sayısını arttırma gibi bir amacı asla yoktur.
⊗ Tengri ile irtibata doğa aracılığıyla geçilir. Dolayısı le Tengriciler bilimsel gelişime ve değişime açıktır.
⊗ İnsan her şey için Tengri’ye başvurmaz, O’ndan yardım dilemez, her şeyi O’nun yapmasını beklemez. Kendisine verilmiş olan “akıl” ve “vicdan” ile hareket ederek doğru yolu bulur.
* Doğaya karşı sorumsuz davranırsak doğa bize hava kirliliği, sel, heyelan vb. olaylarla dersimizi vermektedir. Aynı şekilde insanlara karşı da sorumsuz davrandığımızda yüksek suç oranları, güvensizlik, kargaşa vb. olaylarla cezamızı tüm insanlık olarak birlikte çekeriz.
* Dolayısı ile insan olumsuz bir olayla karşılaştığında, sorumluluğumuzu üstlenerek olaya müdahale etmeli ve doğanın düzeninin bozulmasına izin vermemelidir.
⊗ Tengricilikte insanlar onurları ile yaşarlar.
TENGRİCİLİK UYGULAMALARI :
⊗ Şimdi de size, buraya kadar anlattıklarımı zihninizde daha somut hale getirmeye yarayacağını düşündüğüm bazı uygulamaları anlatmaya çalışayım.
* Çünkü bu konuda yüz yüze görüştüğüm kişiler hemen şu soruyu soruyorlar; Tengricilik bir din ise ritüelleri nedir ve nasıl yapılır?
* Bu soruya verilebilecek en kısa yanıt şudur; Tengricilik’te ibadet; kutsal doğa varlıklarına, doğada, doğanın verdikleri ile ve doğal yollarla yapılır.
Arınma :
* Arınma süt ile, su ile ve ateş ile yapılır.
* Süt ile arınma, süt saçısı yaparak yerine getirilir. Örneğin bir ağacın dalını, bir gereklilikten dolayı kestiniz. Bunun karşılığında, doğaya saygınızı belirtmek ve size verdiği dal için şükranlarınızı sunmak üzere o ağacın altına doğada yaşayan diğer canlıların beslenmesi için süt, ekmek gibi şeyler koyarsınız.
Tütsüleme :
* Bu ritüel; bir işe başlamadan önce, bir sefere çıkılmadan önce, Türkler için bayramları ifade eden ve törenler düzenledikleri ekinokslarda ve özel günlerde yapılır.
* Tütsülemede kullanılacak başlıca ağaç, “Hayat Ağacı” olduğuna inanıldığı ve kutsal sayıldığı için ardıç ağacıdır.
* Uygulamada ardıç ağacından iki dal alınır. Dallardan birisi yakılır. Tütsülenecek kişi bir dizinin üstüne çöker (şövalye takdis törenindeki gibi) ve ardıç dalı başının üzerine üç kez döndürülür. Bu işi ritüelin konusuna göre Kamlar yapabileceği gibi kişinin bir yakını da yapabilir.
* Sonra kişi ayağa kalkar ve koltuk altından ayağına kadar önce sağ sonra da sol tarafından ardıç gezdirilir. Aynı şekilde sırtında da gezdirilir. Tütsülenen kişinin ayakları çıplak olacağı için ardıç, önce sağ sonra da sol ayağının altından geçirilir.
* Daha sonra tütsüyü yapan ve yapılan kişi dumanı içlerine çeker. Duman üç kere ağızdan çekilir ve ağızda tutulur. Sonra ardıç sırayla sağ ve sol elin altından geçirilir.
* Tütsüleme işlemi bitince dallar demir bir kaba konularak yakılır. Dallardan geriye yaprak dahil hiçbir parça kalmamasına dikkat edilir. Bu küller “insanın aurasının kiri” olduğu için, başka insanlara bulaşmaması gerekir. Gün batımı sonunda da insanlardan uzak yerdeki bir ağacın dibine küller bırakılır.
* Bu ritüel, İslamiyetteki abdest ile benzer değil midir?
Su ile arınma :
* Bu ritüelin ana mantığı vücudumuzun % 70’inin sudan oluşmasıdır. Bebeklerde bu oran % 90’dır. TÜRK MİTOLOJİSİNDE TENGRİCİLİK adlı yazımda anlattığım gibi hayat suda başlamıştır ve vücudumuzdaki su oranı bu nedenle yüksektir.
* Biz suya nasıl yaklaşırsak o da bize (vücudumuza, sağlığımıza) öyle yaklaşır.

* Yılda bir kere ve Ağustos ayında suyun kaynaktan çıkış yerine gidilir. Önce suya dua edilir. Sonra da o sudan içilir ve yıkanılır. Her üç yılda bir farklı kaynaktan çıkan suda yıkanılmalıdır.
* Arınma ritüeli sırasında kaynağa ilk gidişte üç gün suyun yanında yatılır ve oruç tutulur. İkinci sene bu beş gün ve üçüncü gidişte yedi gün olarak uygulanır.

* Aynı şekilde ateşin üstünden atlamak veya iki ateşin arasından geçmekle de arınma ritüeli yapılır.
Oruç :
* Tengricilik’te Bayramlarda oruç tutulur. Bu oruç İslamiyetteki gibi susuz, yemeksiz ve cinsel ilişkisiz değildir. Belirli yiyeceklerin yenmesi ve/veya yenmemesi (özellikle et ve tuz) söz konusudur.
25 Aralık Kün Yanırganı : Bir gün öncesi ve bir gün sonrası olmak üzere toplamda iki gün et, süt ve tuz yenmez. Sadece sebze yenir.
Ay ile Ülker yıldızının birleştiği gün Tengri Yanırga (Çağa Bayramı) : İki gün öncesi ve iki gün sonrası olmak üzere toplamda dört gün et, süt ve tuz yenmez. Sadece sebze yenir.
21 Mart Nevruz : Güneş ile Ay’ın birleştiği gündür. Üç gün öncesi ve üç gün sonrası olmak üzere toplamda altı gün sadece süt ürünleri ve sebze yenir, tuz ve et yenmez.
6 Mayıs Hıdırellez : Doğanın yeşillendiği zamandır. Dört gün öncesi ve dört gün sonrası olmak üzere toplamda sekiz gün sadece süt ürünleri ve sebze yenir, tuz ve et yenmez.
21 Haziran (Güneş Bayramı) : Gök ile yer birleşir. Beş gün öncesi ve beş gün sonrası olmak üzere toplamda on gün sadece süt ürünleri ve sebze yenir, tuz ve et yenmez.
21 Eylül (Ay Bayramı) : Altı gün öncesi ve altı gün sonrası olmak üzere toplamda oniki gün sadece süt ürünleri ve sebze yenir, tuz ve et yenmez.
SONUÇ :
⊗ Bugün Türkiye’de; evinde ulusal kültürümüze ait bir obje bulunmayan, tamamen İslami simgeler üzerine kurulu bir dünyaya gelen, ana okulu çağından itibaren Kur’an kursuna giden, selamlaşması, beden dili, korkuları, beğenileri ulusal motiflerden tamamen uzak, bir türkü bile bilmeyen ve sadece ilahilerle büyüyen, çocukluğundan itibaren İslami mit ve hikayelerle büyüyen bir nesil yaratılmaya çalışılmaktadır.
⊗ Bu, belirtilen amacı güden kesimler tarafından “Türk” ulusunu yok etmenin ana koşulu olarak görülmektedir. Çünkü yaklaşık 1.500 senedir “Türk’ün İslamlaştırılması” projesi tam olarak başarılamamıştır. Şimdi 21’inci yüzyılda bu proje tamamlanmaya çalışılmaktadır.
⊗ Ancak ve sadece Tengricilik, Türk ulusunun temel harcında var olarak 21’inci yüzyıl Türk insanının kendi potansiyel gücünü keşfetmesini sağlayacak, sorumlu ve özgür bireyler oluşturacak yapıya sahiptir.
⊗ Yok olup gitmek istemiyorsak Tengricilik / Tengri Dini / Gök Tanrı Dini adını verdiğimiz bu ilk ve gerçek inanç sistemimizi sahiplenmek, gençlerimize ve çocuklarımıza anlatmak ve onları bilinçlendirmek görevimiz olmalıdır.
Sevgiyle kalın!