GÖBEKLİ TEPE-14 : ŞAMANİZM

Merhabalar,
Göbekli Tepe yazı dizimin bazı bölümlerinde değindiğim Şamanizm hakkında bilgi vermek istediğimi ancak daha öncesinde, Tengricilik (Gök Tanrı Dini)’in ne olduğunu anlamamızı gerekli gördüğümü geçen yazımda belirtmiştim.
Şimdi de sıra geldi Şamanizm’e..
ŞAMANİZM NEDİR? :
ζ Şamanizm bir din mi, yoksa kökü çok eskilere dayanan bir kültür mü? Bu soru henüz tam açıklığa kavuşturulamamıştır.

* Bazı teologlara göre Şamanizm Türklerin ilk dinidir. Ancak bu tezi savunanların Şamanizm açıklamaları, Gök Tanrı Dini ile tam bir uyum içerisindedir. Ve buradan hareketle yanlış bir değerlendirme içinde oldukları açıktır.
Bazı teologlara göre ise Gök Tanrı Dini Türklerin ilk dinidir ve Şamanlık da bunun bir versiyonudur. Yani Şamanizm Gök Tanrı Dini’nden doğmuştur.
Bir kısım bilim adamlarına göre ise Şamanizm, ata ruhlarına ve doğa varlıklarına tapınmaya dayanan eski bir inançtır.
Bazı bilim adamlarına göre; Ruslar Türkleri ilkel ve barbar bir halk olarak gösterebilmek için Türk tarihini ve Türk kültürünü çarpıtma çabaları içerisinde Sibirya’da yaşayan Türk halklarını “Şamanist halklar” olarak tanımlamış ve böylece söz konusu halkları Hristiyanlaştırma çabalarını haklı göstermeye çalışmışlardır.
Çin, Rus, İskandinav ve Amerikalı bilim (!) adamlarının akademik (!) çalışmalarına göre ise “Şamanizm”, bir dini sistemin özelliklerini taşımayan sadece ilkel doğa tanrılarının gücüne inanmaktan ortaya çıkmış, kökü tarihin derinliklerine uzanan bir kültür yumağıdır.
ζ Gerçekliği büyük bir kesim tarafından kabul edilen ve benim de savunduğum görüşe göre :
Tengricilik Türklerin ilk ve tek tanrılı dinidir. Ancak bu din içerisinde doğa olaylarına bağlı sihirli veya mistik konular da mevcuttur.
Gök Tanrı Dini’nde bu konulara ait uygulamalar “Kam (veya Şaman)” adı verilen din adamları tarafından yerine getirilmiştir. Kamlar bozulan dengeyi yeniden kurmak ya da hastalara şifa vermek için gücüne gerek duyulan kişiler olmuşlardır.

Zamanla Gök Tanrı Dini, bu din adamlarına verilen ad olan “Şaman”dan türetilen “Şamanizm” olarak adlandırılmaya başlanmış, böylece Gök Tanrı Dini de sadece sihirli veya mistik uygulamaların olduğu bir inanç sistemine indirgenmiş yani yozlaştırılmış, falcılık veya büyücülük ile eş tutulmaya çalışılmıştır.
ζ Oysa ki “Şaman” kelimesi Ön Türkçeye dayanır. Sümerce’de bile “kamu” kelimesi ile yer almaktadır. Ancak yine de oynanmaya çalışılan oyunlara alet olmamak için Şamanizm yerine Şamanlık veya Kamlık demek bana daha doğru gelmektedir.
ζ Bugüne kadar olan yazılarımda “Şamanizm” ifadesini kullanmamın nedeni, sizleri bu alt algı yapısını hazırlamak içindir. “Kamlık” desem ne kastettiğimi anlayabilir miydiniz?
ζ Bu arada parantez açarak söylemem gerekirse; sihir veya mistik esaslı ritüeller Yahudilik ve Hristiyanlık’ta görülmektedir. Aslında buna “kahinlik” demek daha doğru olacaktır.
Örneğin Hristiyanlıkta, kilise ayinleri sırasında cemaate verilen, bir lokma ekmek ve bir yudum şarap İsa’nın teni ve kanıdır. Bunları yiyip içen kişi İsa ile özdeşleşir ve onu içinde hisseder.
* Tevrat’ın II.Samuel 6’ncı Bab 5’inci Ayeti; “Ve Davut ile bütün beyt-i İsrail, servi ağacından her çeşit çalgılarla, cenklerle, santurlarla, deflerle, çıngıraklarla ve zillerle Yaratan’ın önünde oynarlardı” şeklindedir.
Ancak Müslümanlık bunu reddetmiş, Şamanlık’ı “Sümenniye” (Budizm olarak da kabul edilebilir) tabiri altında putlara tapan, ilimden yoksun bir sınıfa sokmuştur. Ancak buna göre yapılan açıklamalarda veya çalışmalarda verilen örnekler bile tam olarak Şamanlık ritüellerini anlatmaktadır.
ζ Şamanlık, Türklerin din değiştirmeleri kapsamında Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet’e de bir çok yönü ile taşınmıştır. Çünkü bu bir kültür, bir inanç sistemidir. İnsanlar din değiştirse bile bir zorlama altında olsalar bile Kültürlerini bir şekilde muhafaza ederler.
ζ  Bu nedenledir ki, bugün Amerika’da yaşayan Kızılderililer, Eskimolar, Orta Asya’nın Hakasya, Tuva gibi toplumları hala Kamlık müessesesini korumaktadır. Aynı şekilde Sibirya’da, Çin’de, Japonya’da, Hindistan’da, Meksika’da.. Kamlık uygulamaları hala varlığını sürdürmektedir.
ζ Prof.Dr.Arif Cengiz ERMAN’a göre; “bugün Kırgızistan, Kazakistan ve Moğolsitan gibi ülkelerde, yaklaşık 650.000 kişi halen Gök Tanrı inancına tabidir.” Ve bunun devamı olarak da Kam’lar vasıtası ile mistik konuları uygulamaktadırlar.”
KAMLIK İNANCI :
ζ Gök kubbenin altındaki doğanın; ormanın, dağın, gölün, kayanın vb. ritüel gösteri veya ibadet yeri olduğunu kabul eden şamanlık (kamlık), dünyada bilinen bütün dini ve felsefi akımlardan etkilendiği gibi, onlar üzerinde etkisi olan tek inanç sistemidir.
ζ Kamlık inancına göre bütün doğa ruhların evidir. Ormanın, suyun, pınarın, gölün, dağın, havanın, hayvanın, avın.. kısacası her şeyin bir koruyucusu ve hamisi vardır.
ζ Canlı ve cansız nesnelerin ruhlarıyla iletişim kurabilen Kamlık kurumu, bize her şeyin ruhu olduğunu öğretir ve çeşitli vasıtalarla ruhların insanlara verdikleri veya verecekleri zararı önlemeyi hedefler.
ζ Kam, atalarının ve doğanın ruhlarıyla konuşarak kehanette bulunabilen ve geleceği tahmin edebilen, ruhlarını kaybetmiş ya da hastalıktan acı çeken kişileri iyileştiren ve toplumun sağlığı için ayinler yapan dinsel uygulayıcılarıdır.
ζ Kam, ruhsal enerjisini ruhsal hastalıkları iyileştirmek veya ruhu tedavi etmek için kullanır; geçici ve fani olanla ilgilenmez, ruh ebedidir ve bunun içindir ki, vücudu değil ruhu tedavi eder.
ζ Kamlık inancına göre bütün felaketler fiziki dünyamız ile metafizik dünya arasındaki bağın kopması ve dengenin bozulması ile meydana gelir.
ζ Dolayısı ile Kamlık (Şamanlık) falcı, büyücü, otacı vb. uydurma işlerle karıştırılmamalıdır. Şamanın büyücülükle ilgisi yoktur ve hiçbir zaman kötülük yapmaz.
ŞAMANLARIN ORTAYA ÇIKIŞI :
ζ İnsanlığın gelişim tarihi içerisinde; mağara yaşamında bireysellik egemen yaşam biçimi olmuş, daha sonra aile kavramının kabul edilmesi ile birlikte ekonomik iş modelleri, cinsiyet ve yaş ayrımı rollerin belirlenmesinde etken olmuştur.
ζ Bunun sonucunda erkekler eve yiyecek getirmek için “avlayıcı”, kadınlar ise evin düzenini ve dirliğini sağlamak, çocukların sağlığın korumak, ot toplama, yemek pişirmek vb. işlevleri yerine getirecek şekilde “toplayıcı” olarak adlandırılmışlardır.
ζ Bu nedenle paleolitik ve neolitik çağda yaşayan insanlar “avcı toplayıcılar” olarak adlandırılmıştır. 
Kısaca; mağara yaşamından avcı-toplayıcı yaşama geçiş, eşitlikçi bir sistemden takım örgütlenmesi dönemine geçiş anlamındadır.
ζ Kadının bu örgütlenme içerisinde, otlar hakkında gelişen bilgisi ve bunları kullanma kabiliyeti, ailesinin sağlığını korumak görevi yerine getirmesini sağlamıştır. Bu anlamda kadın, çocuğunu tedavi eden, yaşlılara bakan, kocasını iyileştiren ilk tabip, ilk iyileştiricidir.
ζ Cinsiyete dayalı iş bölümünün derinleşmesiyle oluşan aile kavramı, toplumsal yaşamda ensest yasağının yerleşmesi ile birlikte ilk “aile içi şamanlar” ortaya çıkmıştır.
ζ Bu nedenle ilk ve asıl şamanlar (kamlar) kadındır. Kore ve Japonya’da bugün halen kadın şamanlar görev yapmaktadır.

ζ Üretim sisteminin ilerlemesi, tarımın keşfi ile birlikte göçebelikten yerleşik düzene geçiş ile büyük aileler oluşmuş, kültüreli, ekonomik ve siyasal yapı etkileşimi doğmuş ve bunun sonucunda da erkek şamanlar ortaya çıkmıştır.
ζ Gelişen düzen ve demirin kullanılmaya başlanması ile birlikte erkek şamanlar kadınlardan üstün hale gelmiştir.
ζ Ancak kadın ve erkek şamanların hem yeni statü almalarında, hem işlevlerinde, hem giyim-kuşamlarında, hem de davullarında hiç bir fark yoktur.
ŞAMANLIĞIN TARİHİ :
ζ Bilim adamları, Şamanlığın ilk olarak Kuzey Asya’da Türk ve Moğol halkları arasında geliştiğini ve müteakiben Himalaya dağı insanları, Kore, Japonya, Kuzey ve Güney Amerika kıtası arasında yayıldığına inanırlar.
ζ Amerikan Kızılderililerinin şaman ritüelleri, şaman kıyafetleri ve uygulamaları Türk şamanlığına çok benzer ve yaklaşık 85 uygulama birebir aynıdır.
ζ Türk şamanlığının (Sibirya şamanlığı) kökeni paleolitik çağa (MÖ 12.000-10.000) uzanır. Bu gerçeklik genetik olarak, Altay ve Baykal kaya resimlerinin varlığı ile de arkeolojik verilerle kanıtlanmıştır.
* Şamanlığın yaşını MÖ 20-25.000 ila 60.000 gibi çok eski tarihlere götüren bilim adamları da mevcuttur.
* Ancak gerçek olan şudur ki; Türkler Göbekli Tepe’den önce Şamanlık inancını benimsemişlerdir.

* Kuzey İsrail’de mezolitik döneme ait bundan 12.000 yıl öncesine ait 40-45 yaşlarında bir kadın şamana ait ceset bulunmuştur. Bu, avcı toplayıcılıktan yerleşik düzene geçiş döneminin kadın şamanıdır ve bugüne kadar bulunmuş en eski şaman cesedi olarak kabul edilir.
ζ Resimde 1700’lü yıllarda Yakutistan’da Ağaç Sanduka içinde gömülmüş Şaman Kadın görülmektedir.
* Ağaç Türk mitolojisinde “Sonsuz Yaşam” ile ilişkilendirilen bir imge ve simgedir.
* Kışın ölüp yapraklarını dökmesi ve yazın tekrar yeniden canlanması, zamanın döngüselliğini sembolize eder ve “Hayat Ağacı” ikonogtafisi ile ilişkilendirilir.
* Şamanlar ormanda, tenha ağaç altında kısacası şamanın ve ruhların gezmeyi sevdikleri yerlerde gömülürler.

* Bu tür ceset ve figürler Orta Asya’dan Güney Kazakistan’a ve Ukrayna’ya kadar geniş bir sahada bulunmuştur.ruhların gezmeyi sevdikleri yerlerde gömülürler.
ζ Tarihi ve antropolojik veriler ışığında şamanlık kültürden kültüre, halktan halka değişmekte ve farklı bir konum sergilemekte ise de, bu şaman anlayışının zenginliğini gösterir ve dünyanın her yerinde şamanlar ortak elementlerden yararlanırlar.
Sonraki yazımda bu konuya devam edeceğiz ve orada sizlere çok çarpıcı bir konudan bahsedeceğim.. hazır olun 🙂

“GÖBEKLİ TEPE-14 : ŞAMANİZM” üzerine 10 yorum

  1. Kalemine sağlık Kenan. Morgan Freeman’ın belgeselinde bile bu kadar ayrıntılı anlatılmamıştı Şamanlık. Kanımca Gök Tanrı dini hâlâ tüm zamanların, sosyolojik bakımdan toplum hayatına ve psikolojik bakımdan kişi hayatına en olumlu katkıda bulunan inanç sistemidir.

    1. Teşekkür ederim Erol Abi.
      Konu biraz uzundu, onun için iki bölüme ayırıp yayımladım.. devamı perşembe günü gelecek.
      İnsanlık tarihinin ilk tek tanrılı dini için anlatılacak çok şey var daha.. elimden geldiğince.
      Sevgiler.

  2. Şamanlığı vahabi arab anlayışından daha adil, insani ve doğa ile barışık buluyorum. Yaşanılan semavi dinlerdeki çoğu inanış, şaman ritüelleri kökenli ama bunu doğadan ve insandan kopuk hale getirilerek uygulanınca karışık, gayri insani, zorlamacı ve de korkunç ruhsuz bir inanç sistemi ortaya çıkıyor.
    Kenan bey siz yazdıkça ek kaynaklara da başvuruyorum.
    Ellerinize beyninize sağlık.

    1. Gök Tanrı Dini gibi, ondan doğan Şamanlık da doğayı esas alıyor, yazılarımda da belirttiğim gibi. Sonraki semitik dinler bunların bozulmuş ve yozlaştırılmış hali.
      Başka kaynaklara başvuruyor olmanıza da sevindim. Mutlaka onlardan da faydalı bilgiler alacak ve ufkunuzu genişletecek, bilinç düzeyinizi yükselteceksiniz. Bunda bir parça katkım oldu ise çok büyük mutluluk duyarım.
      Benim günümün nerede ise yarısı okumak ve araştırmakla geçiyor.. okudukça dünya daha net görünüyor 🙂

  3. Tebrik ediyorum. Günlük konulardan çıkıp bu denli önemli konu da bilgi vermeni çok anlamlı buluyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir