GÖBEKLİ TEPE-20 : TÜRK VARLIĞININ İZLERİ

Bu yazımda da, bir önceki yazımın devamı olarak sizlere Göbekli Tepe’deki Türk varlığının izlerinin özetini yapmaya çalışacağım. Daha geniş bilgiye “Her Yönü ile Göbekli Tepe” adlı kitabımda ulaşabilirsiniz.
Hadi gelin başlayalım.
GÖBEKLİ TEPE’DEKİ TÜRK VARLIĞI:
* Türklerin ilk tek tanrılı dini olan ve kimilerince Tengricilik veya Gök Tanrı Dini adı verilen kadim inançları  içinde var olan Kamlık kurumu ve uygulamaları Göbekli Tepe’de çok net bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.
* Göbekli Tepe’de yer alan dikilitaşlar üzerindeki semboller, Ön-Türklerin kullandığı tamgalar ve Çatalhöyük’te görülen şekiller ile büyük benzerlikler göstermektedir. Göbekli Tepe’deki Ön Türklerin ve Türk Kültürü’nün varlığı kadim inançları ve Kamlık izleri ile çok açık olarak görülmektedir.
* Göbekli Tepe coğrafyasında yer alan Kilisik’te bulunan heykelin, karnını ve cinsel organını göstermek için elbisesini kaldıran bir kadın betimlemesi olması ve bunun Şamanların hastalıkları tedavi etme yöntemlerinden birisinin olduğunun ortaya konması, Göbekli Tepe coğrafyasında yaşayan kişilerin Türkler olduğunu çok açıkça kanıtlamaktadır.
* Ayrıca MÖ 8000’li yıllarda Göbekli Tepe’nin taş, çakıl vb. malzeme ile doldurularak “gömülmesi”, tarih boyunca sadece Türklere ait olan “kurgan” kültürü ile büyük benzerlik göstermektedir.
* Göbekli Tepe’de sıklıkla karşımıza çıkan 12 sayısı,  kozmolojik anlamda Tengricilik’te yani Gök Tanrı Dini’nde yer bulan “dünyanın ekseni” tanımını bize çağrıştırır. Tengri (Gök Tanrı) Dini’nde bu olgu bir ip, çadır direği veya ağaç gövdesi ile tanımlanır ve inanışa göre Kutup Yıldızı’nın işaret ettiği gökkutbu ile dünyanın merkezi arasında bir bağ oluşturur.
* Ayrıca Gerek Klaus SCHMIDT’in Göbekli Tepe dikilitaşlarının yapısının yukarıya doğru devam ettirilmesi halinde bunların Türklerin ve insanlık tarihinin ilk dini olan Tengri Dini’nin bir kolu olan Zerdüşt inancındaki Sessizlik Kuleleri’ne benzer yapıya dönüşebileceği şeklindeki açıklaması, gerek Akbaba Dikilitaş’ındaki akbaba ve hemen yanında başı kesik insan gövdesi kabartması, gerek aynı şeklin Çatalhöyük’de bir duvar resminde yer alması bize Akbaba Kültü ile Göbekli Tepe ve Türk Kültürü bağlantısını en açık şekilde sunduğu söylenebilir.
* Orta Asya’da, yani Türklerin atayurdu olduğuna Avrupa tarafından da inanılan coğrafyada, Avrupa’nın kabul ettirmeye çalıştığı tarihten çok daha önceleri derin bir Ön Türk kültür varlığı bulunmaktadır.
* Göbekli Tepe’de karşımıza çıkan bulgulardaki Türk izleri olan ve Neolitik Dönemdeki Anadolu’ya ait tamgalar, bize burada Türklerin bulunduğunu ve de sürekli olarak yaşadıklarını çok açık olarak kanıtlamaktadır.
* Alnında Türklere ait Tengri (Gök tanrı) tamgası olduğu için çalışmış ve henüz bulunamamış heykel de bu konuda şüpheye yer bırakmamaktadır.
* Bundan başka Göbekli Tepe’de taş tabletler üzerinde bulunan OZ, AT, ÖC ve EB tamgaları, burada Ön Türklerin bulunduğunu tartışmaya yer vermeyecek kadar açık bir şekilde kanıtlamaktadır.
* Bu gibi muazzam bir inşaatın sosyal organizasyon olmadan yapılması da mümkün görülmemektedir. O halde bir “yöneten” bir de “yönetilen” kesimden söz etmek son derece mantıklıdır.
* Türkler MÖ 9000 yıllarında bu organizasyona sahip şekilde ve yerleşik olarak Orta Asya’da yaşamışlardır ve bu herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir.
* Ayrıca tarihi bulgular ve kanıtlar Türkler’in Göbekli Tepe’nin var olduğu yaklaşık MÖ 10000-8000 arasında Anadolu’da yerleşik olarak bulunduklarını göstermektedir. Çünkü Türklerin Anadolu’ya geliş tarihleri MS 1071 değil MÖ 13000’lerdir.
* O halde “Türkler kendileri, kültürleri, kültürel etkileşimleri, inançları..her ne şekilde olursa olsun Göbekli Tepe’de vardırlar” tezini savunmak bence son derece mantıklı ve kanıtlara dayalı tutarlı bir çıkarımdır.
* 1683’de yaşanan başarısız II.Viyana Kuşatmasından sonra başlayan gerileme süreci sonucunda Osmanlı İmparatorluğu yıkılınca, Batı’da o tarihe kadar var olan “korku” duygusu yerini “nefret” ve “küçümsemeye” bırakmıştır. Bu nedenle Batılı tarihçiler Türkleri göçebe-barbar bir halk olarak görmek istemiş ve gerçekleri çarptırarak Türklere bu rolü vermiş ve Türk Tarihi’ni yok saymaya çalışmışlardır.
* Bu duygunun devamı olarak Avrupalılar (ve Sovyetler) Türk tarihini gasp ederek kendilerine bir üstünlük sağlama peşindedirler. Bu çaba Arif ERMAN’ın deyimi ile “devletler destekli uluslararası bilimsel bir komplo”dur.
* Tarih öncesi çağlardan kalan ve tarihe ışık tutacak birçok eser ve yapının çok büyük hasara uğratılması veya yok edilmesi ile “ Türk Tarihi ve Dinler Tarihi’nin gerçek bir şekilde ortaya çıkması engellenmek istenmektedir.
* Ancak bu tarihin Türklerle başladığı ve Türklerin MÖ 20.000’li yıllardan ve belki de daha öncelerden beri tarih sahnesinde ve başat rolde oldukları gerçeğini değiştirmez.
* Göbekli Tepe ve coğrafyasında ortaya çıkarılacak gerçekler; tarihin yeniden yazılmasını gerektirecek, senaryoları silecek ve kartlar yeniden dağıtılmak zorunda kalınacaktır. Herkesin korkusu bundandır !
* Bu nedenle Türkler olarak yapmamız gereken kendi tarihimize sahip çıkmak, gerçekleri ortaya koymak ve bunu açıkça ilan etmektir. Bu bir ZORUNLULUKTUR.

“GÖBEKLİ TEPE-20 : TÜRK VARLIĞININ İZLERİ” için bir yorum

  1. Bu yazının çok büyük bir bölümüne Kesinlikle katılıyorum Dünya Tarihi yeniden yazılacaktır Türklerin olmadı bir tarihi asla kabul etmiyorum Asya ve Avrupa’da

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir